Göç Yolları

Ummanda çalkanırken dört adımlık sandal, on Afrikalı maske içinde, ellerinde kaşıkla…
Küpeşte üstünde, tüp ocakta pirinç haşladılar, balık tutup pişirdiler, fersah fersah yolları boyunca.
Ne kadar yolluk sığar ki dört adımlık sandala?

Mülteciler, sarp kayalara benzer dev dalgalarla boğuşarak, kamyonlarda nefessiz kalarak, göç yollarını açabilmek için güneyden kuzeye, doğudan batıya gidiyorlar.
Göç yolları açık değil, aşılması imkansız duvarlarla örülü, içinde insanlar gömülü.
‘’Boş mideler küreselleşiyor!’’ çığlıklarıyla…
Karşı kıyıdan bakıyor, yasak dünyanın bekçileri.
Kıyılara vuracak isimsiz cesetler için, alkış tutuyorlar dalgalara.

Göç ederken yurdundan, ne açlık, ne susuzluk, ne de ölüm korkusu…
Unutturmadı çocuklarının sütünü, sevgilinin söylediği türküyü.
Nerede kaldı doğduğun topraklar? Ne kadar uzakta?


Neden kaçıyorsun söylesene?
Emperyalizmin bitmek tükenmez savaşlarıyla
Dünyadaki yerin çalındı, toprak yağmalandı.
Hiçlikle yarışan yevmiyelerle
Karın tokluğuna bile çalışamamak.
Aldın yanına yoksulluktan, savaşa
Savaştan, yoksulluğa arta kalan ne varsa.
Tarihin içinde sandal yatıyor hep bu iki yana.
Ne de olsa yoksulluk bir doğa kanunu,
Biyolojik bir kural diyor yasak dünyanın bilimcileri!

Mülteciliğini anlatırken Hasan, dirseklerini masaya dayamış, yumruğunu o ağır başına destek yapmıştı.
Hala sallanıyordu oturduğu yerde.
‘Kaç gün sürdü yolculuk’ diye sordum.
Dedi ‘hatırlamıyorum, kaç kez kızıllaştı tan.’
Belki on, belki….
Kapıları zorladı, ev istedi, yiyecek istedi, çöpe dadandı.
Geri dönüşüm işçisiydi.
Şehrin aldatıcı ışıkları yandığında, sırtladığı çuvalıyla
Egzotik Afrika heykellerinin ve maskelerin sergilendiği müzenin önünden geçiyordu o sırada…
Müzenin adı Ganimet’ti.

Arif Murat Gür
13 Haziran 2011

Yazar hakkında

Oyun yazarı. Amsterdam ve İstanbul'da yaşıyor. Kendisiyle arifmuratgur@hotmail.com adresinden iletişim kurabilirsiniz.

Yorum yazınız

Powered by WordPress | Deadline Theme : An AWESEM design