Genç Tinerci Konuşuyor

Bundan bir hafta önce Türkiye Politikasının ve iktidarın dilinin kenarı şöyle bir arka sokaklara uğradı.
Başbakan Erdoğan, yetiştirmek istediği ülke gençliğinin dindar bir gençlik olacağını vurguladı. Gazete manşetlerinin kimisi sevinçle duyurdu. Kimisi öfkeyle…Kimisi eleştirdi…

Eleştiriler devletin gençliği ideolojik formasyona tabi tutamayacağı yönünde yoğunlaşınca karşı eleştirilere çok duyarlı olan başbakanın cevabı ise ilginç oldu:

-Ne yani Dindar Gençlik Yetiştirmeyelim de Tinerci mi Olsunlar?

Son zamanlarda başarılı bir gazetecilik örneği ortaya koyan Cüneyt Özdemir’in Cnn Türk kanalındaki 5N1K programına tinerci çocuk çıkarmak için program çalışanlarının bana ulaşması ve akabinde yaşananları bir de öteki İstanbul’un bir yüzü olan bizlerden dinlemeniz için bu yazıyı kaleme alıyorum.

Erdoğan’ın dindar gençlik yetiştirmek istediğini belirtmesi üzerine gösterilen tepkilere Erdoğan’ın “ne yani tinerci mi olsunlar?” şeklindeki tepkisi üzerine davet edildiğimiz CNN turk kanalında canlı yayına çıktık.

Biz hem iş yerimiz olan İnşa Yayınlarını ve Adilmedya.com büromuzu; hem de beraber çalıştığımız dostlarımızla kaldığımız evimizin kapılarını sokaklarda yaşayan evsizlere, kimsesizlere açtığımız için; beraber kaldığımız, maddeyi bırakan, hayata sarılan, sokağa geri dönen, sokakta görüştüğümüz, bizzat yanlarına giderek onların hayatlarına dışarıdan bir gözlemci olmaktan öte içeriden bir yoldaş, kardeş,dost olmaya çalışmış gönüllülerden biri olarak tecrübelerimi paylaşmak adına bu programa davet edildim.

Beraber yaşadığımız ve  şu an 19 yaşında olan ve 9 yaşından beri sokaklarda yaşayan, tiner, bali, extacy ve değişik uyuşturuculara bulaştıktan sonra gördüğü tedavi üzerine tekrar sokağa dönen ve yollarımızın sokakta karşılaşması üzerine sokağı bırakıp evimize gelen genç bir yürek: Tufan Arslan.

Tufan’la programa çıktığımızda Başbakan’ın sözleri hakkında ne düşündüğü soruldu Tufan’a. Tufan başbakan’ın  “dindar gençlik olmazsa tinerci mi olsunlar” yaklaşımı karşısında sokaklardaki diğer çocukların ve kendisinin kırıldıklarını belirtti. Hatta Tufan’ın çekincesi dindar kitlenin başbakan’ın bu sözleri üzerine sokaklarda yaşayan bu çocuklara karşı tepkilerinin kötüleşeceği yönünde idi.

Tufan sonra tartışmaları fitilleyecek o cümleyi söyledi:
“Bizler sokaklarda üşürken, esnaftan ekmek dilenirken, aç susuz yaşarken yanımızda dindarlar yoktu. Allah vardı!”

Benim fikrim sorulduğu zaman ise Başbakan’ın yetiştirmek istediği dindar gençlerin namaz kılmak için gittikleri camilerin kapılarının ne yazık ki kimsesizlere, evsizlere, sokaklarda bıraktığımız bu çocuklara kapalı tutulduğunu vurguladım.

“Yetiştirilmek istenen dindar gençlerin namaz kılmak için gittikleri camilerin kapılarında “cami avlusunda yatmak yasaktır” uyarı levhaları var” dedim. Belediyelerin kışın havalar -5 dereceyi bulmadan sokaklarda yaşayan insanlarımız için adım atmadıklarını…Yani insanlığımız -5 derecede harekete geçtiğini… vurguladım.

Yani “kızım sana söylüyorum ey gelinim sen anla” kabilinden Başbakan’ım sana söylüyorum ey dindar kitle siz anlayın:

Bu ülkenin camilerinin kimsesizlere, garibanlara, evsizlere kapalı olduğunu biliyor musunuz?

Bu ülkenin dindarlık dinamiğinin iktidar eksenli hak ve makam arayışlarının yanında kimsesizlere, evsizlere kimsenin dönüp bakmadığını biliyor musunuz?

İşte biz bunları Cnn Turk’te vurguladık. Peki ya sonra?

Sonra Başbakan “Çok önemli bir noktaya parmak bastınız. İktidar olarak değindiğiniz noktalar için hemen komisyonlar kurup harekete geçeceğiz. Bu sorunun çözümünü el birliği ile beraber oluşturalım” demedi tabiî ki de…

Bilakis Başbakan 5N1K sunucusuna fırça çekti. Hatta onun gazeteciliğini tartışmaya açtı. Böyle gazetecelik mi olur? Diyerek. Hatta bu gazetecinin patronlarına da uyarıda bulundu.

Bunun üzerine öyle bir linç operasyonuna maruz kaldı ki Cüneyt Özdemir birkaç gün içinde “Yanlış anlaşıldığını, annesinin de baş örtülü olduğunu, dindarlarla bir sorununun olmadığını, kimseyi kırmak istemediğini” belirtti.

Türkiye Gündemi çok ateşli ve değişken olduğu için tinerci çocuklar meselesi özür dileyen Cüneyt Özdemir’in hemen akabinde tabiî ki rafa kaldırıldı ve bu rahatsız edici konu el birliğince ait olduğu karanlık ve kirli arka sokaklara yeniden postalandı.

Biz canlı yayında iken başlarda rahat tavırlarıyla soru soran Cüneyt Özdemir’în dakikalar ilerledikçe ses tonu ve vücut dili değişmeye başladı. Ekran karşısındakiler belki fark ettiler belki fark etmediler bilemem ama ben Cüneyt Özdemir’in hemen karşısında olduğum için bunu çok net fark ettim. Önündeki İpad’ına gelen mailler artık nereden ve kimlerden geliyorsa onu çok ama çok gerdi.

Yukarıdan bir uyarı mı geldi? Özdemir’în kulağını mı çektiler? Program sonlanma tehlikesiyle karşı karşıya mı geldi? Hepsi muhtemel…

Lakin Özdemir’in de annesinin başörtülü olması ve tinerci bir çocuğu canlı yayına çıkartıp ona da düşüncelerini ifade etmesine imkan vermesi üzerine Başbakan’dan yediği fırça üzerine o da özür dileyerek geri adım attı.

Bu medya da her şey konuşulur. Ülkenin her konusu. Kadın konusu, aile konusu, din konusu, siyaset, politika, yolsuzluklar ve savaş…

Ama gelin görün ki bir tinerci çocuğun sözlerine tahammül edemeyen bir konjoktürdeyiz.

Çoğu seyirci ekranda görmek istemiyor.
Siyasetçiler karşılarında görmek istemiyor.
Polis sokakta görmek istemiyor.
Zenginler parklarda görmek istemiyor.

Kısacası tinercilerin yanında bırakın dindarları, laikler, solcular, demokratlar, liberaller velhasıl hiç kimse yok. Allah’tan ve isimsiz bir avuç yürekli insandan başka…

O yüzden sormak istiyorum: Hadi tinerciler tiner çekip uyuşuyorlar. Peki ya siz ne çekiyorsunuz da bu kadar derin uyuyorsunuz? Bir gün uyandığınız zaman çok geç olacak…

Yazar hakkında

Kadir Bal ne sağdakilerin ne soldakilerin değil, DEPTEKİLERİN ve örgütsüz mağduriyetlerin haberini yapan bağımsız bir muhabir.

Yorum yazınız

Powered by WordPress | Deadline Theme : An AWESEM design