Tüm Detaylarıyla Uludere

Uludere’de yaşanan vahim olayda yaşanan “istihbarat hatası” ile ilgili sorular orta yerde duruyor. Bu sorulara cevaplar aramak için öncelikle kaçakçılık yapılan yolu ve sınırı gözümüzde canlandırmaya çalışalım.

Irak sınırı ile Güzelyazı köyü arasında ki mesafe yürüme hızı ile 15 dakika. Köyle sınır arasında bir dere var.O derenin yanında da bir dağ var. Kopki dağı diyor bölgenin yerlileri. Kopki dağında askeri kontrol noktası var, köyün üst tarafında ise Nival denilen bir tepe var. Nival tepesinden ise termal kameralarla sınır gözleniyor. Dere geçildikten sonra o iki dağın arasından geçiyor kaçağa gidenler. Askerin bulunduğu nokta da sınırın Türkiye tarafında .

Soru şu. Yürüme mesafesi 15 dakikalık bir alanda bir karakol ve bir termal kameranın 50 kişilik bir hareketliliği tespit edememesi ihtimali ne kadardır?

İkincisi korucubaşları ve muhtarlar sürekli askerlerle içiçeler. Köyden herhangi bir bölgeye giden var mı, pancara yada yaylaya çıkan var mı, kaçağa gidenler, bölgeye dışarıdan gelenler muhtar ve korucubaşları tarafından askerlere iletiliyor.

İkinci soru; böyle bir istihbarat ağına rağmen nasıl olurda gurubun PKK’lı mı kaçakçı mı olduğu anlaşılamaz.

Kaçağa çıkılmasına izin verildiği zamanlarda askerler sabah 04-05 saatleri arasında köylülerin gitmesini ve gündüz gözükmemelerini istiyorlar. Bazen 150 bazen 200 kişilik gruplar halinde sabahtan katırlarla yola çıkılıyor. Sabah erkenden kimseye görünmeden yola çıkılıp, orada alışveriş yapıp, yemeklerini yedikten sonra akşam üzeri şeker, un, pirinç gibi malları katırlara yükleyerek karanlık çöktüğünde geri dönülüyor. Dönüş yolculuğu ise bir saat civarında sürüyor. Köylüler Irak sınırından içeri girdikten sonra Irak köylerinden daha önce verdikleri siparişlerin gelmesini bekliyorlar. Irak köylüleri arabalarla gelinmesine izin verilen son noktaya kadar siparişleri getiriyor. Daha sonra katırlara yüklenen mallarla dönüş yolculuğu başlıyor.

Anlatımlar üzerinden fikir vermesi amacıyla olayın derli toplu bir fotografını ortaya koyduktan sonra sözü bu sınırı ve kaçakçılık işini yıllarca yapmış bir köylüye bırakıyorum.

“26 yaşındayım ve kendimi bildim bileli bu sınırdan kaçak işi hiç ara verilmeden yapıldı. Bazen 1- 2 ay durduğu oldu ama yapıldı. Muhtarın veya korucubaşının bu insanların gittiğinden mutlaka haberi vardır. Onlar da mutlaka haber vermişlerdir bu insanların sınırı geçtiğini. İşaret fişeği atıldığı ve askerin önlerini kestiği söyleniyor. Gidenlerden mutlaka birileri ses verirdi. Bana kalırsa bu olayda mutlaka kontrollü bişey var. Uçaklara ilk defa rastladık babam zamanında da dedem zamanında da uçakla hiç bomba atılmamış. Daha evvel silah sıktıkları oluyordu ama hiç uçakla saldırmamışlardı. Yakalandığımızda da mallarımıza el koyuluyordu ya yakılıyordu ya çöpe atılıyordu biz mahkemeye sevk ediliyorduk daha sonra serbest kalıyorduk.”

Niye kaçağa gidiyorsunuz?

Oradaki insanların bir geliri olmadığı için, çalışacak bir fabrika, işleyecek bir arazileri olmadığı için. Bir geçim kaynakları yok. Her ailenin 10 12 çocuğu var bu yüzden köylerinden göç etmeye korkuyorlar.
Şehirdeki gibi kira şu bu dertleri yok, orada her şey beleştir su beleştir. Bir de ucuzluk var. Burada biz şekerin 50 kilosunu 70-80 liraya alırken, orada 20-30 liraya şeker bulunabiliyor. Tarlalarımıza yonca ve arpa ekiyoruz. Buda hayvanların yemini karşılamak için. Hayvancılık yapılamıyor. Yayla yasağı uygulanıyor. Şırnakta çok fazla kömür var. Burada madenler kurulsa işsizliğe çözüm olabilir. Urfa’da ki tarım alanlarında ekim yapılsa oraya işçi olarak gidebiliriz.

Mazot dışında neler getiriyorsunuz?
Çay, şeker, pirinç ve sigara ama nadiren.

Bir katır kaç kilo getirebiliyor?
75-100 kilo mazot getirilebiliyor bir katırla.

Nerede satıyorsunuz mazotu? Köyde kullanamazsınız.
Köyde kullanmıyoruz. Hakkariden, Vandan gelenlere, başka yerlerden gelenlere bir şekilde satıyoruz. Bir seferde 300 kilo mazot getirip satınca bu 300 lira kâr demektir bir ayda 6 sefer yapıldığını düşünürsek aileler rahatlıkla geçinebiliyor.Biz buna mecburuz. Eğer kaçıkçılık olmasa orada insanlar aç kalır, başka çare yok.

Mazot dışında saydığın şeyler, şeker , pirinç… Bunları ailelerinizin ihtiyaçları için mi getiriyorsunuz yoksa satmak için mi?
Bazıları aylık ihtiyacını getiriyor, onun dışında da çevreye satıyorlar. Sınıra uzak olduğu için kaçağa çıkamayan köylerden almaya gelenler oluyor, onlara satılıyor.

Kendi köylüleriniz dışındakilerin kaçak için köyünüzden geçmesine izin vermiyor musunuz?
Vermiyoruz. Bizler askerden eroin ve silah getirmememiz karşılığında izin alabiliyoruz. Tanımadığımız köylülerin ne yapacağını bilemeyiz. Bu yüzden izin vermiyoruz.

Mazottan ne kadar para kazanılıyor?
Katır başı 60-70 lira kâr kalıyor. Sonuçta ölümü bile göze alıyoruz yani. Ben 10 lira için gitmem.

Haberlerde kişi başına 30-40 lira yevmiye deniyordu?
Öyle bir şey de var. Bazıları zengindir. Katırı çoktur, sermayesi vardır, fakir olanların da katırları yok. Mesela birinin 50 katır yükü malı oluyor, bunun için çağırıyor köyden birilerini. Bu malı şurdan şuraya getirin diyor ve o getirenlere yevmiyye veriyor. 30 lira 40 lira 50 lira artık ne olursa, ama 30un altına düşmüyor. Giderken tabi bazen kaçak yollardan gittiğimiz oluyor, ama asker mutlaka görüyor en az 10 kişi 15 kişi gidiyoruz çünkü, üç kişi kolay kolay gidemez o dağlara.

Bir katır kaç liraya satın alınabilir?
2500-3000 lira arasında değişiyor. At ve eşşek kullanmıyoruz pek.


Uçaklarla bombalama olayı ilk kez mi yaşandı?
2003 veya 2004 dü. Benim amcamın oğlu kaçağa gitmişti. Sınırı geçip artık bu tarafa geldiklerinde asker ateş açmıştı ve bizimkiler sağa sola kaçışmıştı, ama benim amcamın oğlu bir kör kurşunla can vermişti. 10-12 kişilik bir gruptu sonuçta neden etrafını sarıp ele geçirmek yerine ateş açtılar bilmiyorum…

Kaçakçılığın tarihçesine bakacak olursak eskiden neler getirilirdi bugün getirilmeyen?
Eskiden sürekli küçükbaş hayvan kaçakçılığı yapılıyordu şu an izin verilmiyor. Terör olayları ve operasyonlar artınca izin vermiyorlar artık.

Köyünüz hiç PKK tarafından basıldı mı?
90’larda mutlaka olmuştur bütün köyler zarar görmüştür mutlaka. Gerek asker, gerek dağdaki insanlar yüzünden köydeki insanlar mutlaka acı çekmiştir. Ama şu an emin ol ki dağda benim köyümden en az 10 kişi vardır.
Sınırı geçtiğin zaman bir iki tane PKK’lı mutlaka görürdük bize peynir getirin, yoğurt getirin derlerdi ama zarar vermezlerdi. Onları da uzak noktalara gittiğimizde görürdük. Bazı haberlerde olayın olduğu yerin Haftanin’e yakın olduğu söyleniyor gerçek değil. Olayın olduğu yer bizim köye 3-4 km uzakta Haftanin’se ordan en az 20 km uzakta. Belki bir gün oralara gittiğinizde görürsünüz. Bir şeyi yaşamadan görmeden buradan anlatması da zor gelir insana. Gideceksin önce yaşayacaksın göreceksin hakikatleri de öğreneceksin. F-16ları duyunca şok oldum ben askerin bizim yolumuzu çevirdiği, silah doğrulttuğu zamanlar oldu ama böyle bişey olmadı

Bir rüşvet mekanizması var mı?
Rüşvet değil de asker bize izin verince o dağdaki insanlar da askere daha az saldırıyorlar, bizim işimizden dolayı. Biz gittiğimiz zaman diyelim ki benim çocuğum da var dağda. Ona biraz şeker veririm, peynir veririm, onu görürüm geri getirmeye çalışırım. Gelmezse de getirmeye çalışırım. Sonuçta o insan o işi kafasına koymuş. Çünkü o insanların gitme sebebi; asker niye benim amcamı öldürdü, niye dilimi vermiyorlar, niye kültürümü vermiyorlar, niye ben Kürtçe değil de Türkçe eğitim görüyorum ben bunları istiyorum. Bunlar bana verilmediği sürece de ben yaşamak istemiyorum diyorlar. Mesela benim 4-5 tane samimi arkadaşım, okul arkadaşım var onların içinde.
Ben kaçağa gitmezsem, asker bana sıkıyönetim uygularsa ve ben bu yüzden aç kalırsam emin olun ki o köyden 10 kişi daha çıkar dağa. Çünkü adam çocuğuna bakamıyor; dili yok, okulu yok, parası yok ben aç kalacağıma dağa çıkarım diyor, hiç olmazsa Irak’taki insanlar bana yardım eder diyor.
Bu bölge hep dağ olduğu için, arazi olmadığı için imkan çok az. Bir de şöyle bir şey var sınırla ilgili. mesela benim Irakta abim var, ablam var, akrabalarım var ben pasaport alamıyorum param olmadığı için ama sınır yakın olduğu için annem, babam, akrabalarım geçiyoruz sınırı, onların ziyaretine gidiyoruz. Onlar da bizim ziyaretimize geliyorlar. Sınır sırf bu yüzden bile kapatılmaz.

Diğer sınır köylüleri ile konuştuğumuzda bölgedeki lüks arabaları İstanbul’da bile göremezsin demişlerdi? Kaçakçılıktan çok büyük paralar kazanılıyor mu gerçekten?
Bizim oradaki sınırla Silopideki sınır kapısı bir değil ben katırla gidiyorum, bir katırda 70 lira kazanabiliyorum en fazla. Oradaki adamın belki iki tane tırı var. İki depo taktırıyor, benim bir aylık mazotumu bir kerede alıyor o adam. Onlar kapıya çok yakın olduğundan sürekli gidip geliyorlar.

Ölenler arasında çocuklar çok fazlaydı.
Evet, evet maalesef…

Çocuklar hep kaçağa gidiyor mu?
Evet gidiyorlar, mecburlar. Çocuk okula gidiyor ve babası okul masrafını karşılayamıyor. Hoca kitap istiyor. Ben de okudum, başka bir köyde okudum. Bizim kaymakam araba tutmuştu. Sabah gidiyorduk, akşam geliyorduk arabayla. Biz babamızdan utanıyorduk para istemeye çünkü babamda da para yoktu. Abim o sıralar İstanbulda çalışıyordu o ara sıra bana biraz para gönderiyordu. Olmadığı zaman ben de mecbur gidiyordum, 3-4 kere gidince bir aylık masrafımı çıkarıyordum.

Mecburiyetinizi anlıyorum ama dışardan bakan bir insan olarak kaçakçılık olağanüstü bir şeymiş gibi geliyor bana.
İran olsun, Suriye tarafı olsun, Irak olsun her tarafta bu iş böyle. Ben askerliğimi Urfada sınır bölgesinde yaptım, biz engel olamıyorduk yakalıyorduk, hapse atıyorduk, geri çeviriyorduk adam ertesi gün tekrar yakalanıyordu. Abim var diyor, amcam var diyor, akrabam var diyor, gitmem lazım diyor, param yok sınır kapısından geçemiyorum diyor, sınır kapalı diyor. Bayramlarda insanlar akrabalarını görmeye gidiyor, sürekli bir bağlantı var yani engel olamazsın.

Bu yazı www.dipnottv.com’dan alınmıştır.

Yazar hakkında

Oyun yazarı. Amsterdam ve İstanbul'da yaşıyor. Kendisiyle arifmuratgur@hotmail.com adresinden iletişim kurabilirsiniz.

Yorum yazınız

Powered by WordPress | Deadline Theme : An AWESEM design